07 Mar 2022

Kendi İş Gücünü Kendin Yarat

Buluttan Bile Nem Kapan İnşaat Sektöründe Çevik Yönetim IX-

Kendi İş Gücünü Kendin Yarat

METAMODERN çağda dünya farklı bölgelerde, farklı sektörlerde, çok farklı gelişmişlik düzeyi ile ilerliyor. Uzay çağı ile taş devrini aynı yerküre üzerinde birlikte yaşamakta olduğumuzu söylersek her halde pek de abartmış sayılmayız.

Bütün bu farklı gelişmişlik düzeyleri içinde Türk İnşaat Sektörünün konumunu değerlendirmek için isterseniz sizlerle minik bir zihin jimnastiği yapalım.

  • Dünyadaki en gelişmiş bölgeye 1 puan ve en az gelişmiş bölgeye de 0 puan verecek olsanız, Türkiye’ye kaç puan verirsiniz? Şimdi bunu bir kenara not alın.
  • Dünyadaki en gelişmiş sektöre 1 puan ve en az gelişmiş sektöre de 0 puan verecek olsanız, inşaat sektörüne kaç puan verirsiniz? Şimdi bunu da bir kenara not alın.
  • Şimdi de bu ikisini çarpalım ve sonuca Türk İnşaat Sektörü’nün “çağdaşlık indeksi” diyelim mesela. Çünkü 1 tam puan alan bölge-sektör birleşimi, bu çağı temsil ediyor. Bu durumda 1 puanın altında alan birleşim, çağın gerisinde demektir. Zihnimizde bir örnekle şekillendirmek istersek;

“Silikon Vadisi X Fintech ”           = 1 X 1= 1                          puan alırken,

“Türkiye X İnşaat Sektörü”         = 0,? X 0,? = 0,?               Hesapladığınız puanı alır.

Bu formül size pek bilimsel gelmeyebilir, çok haklısınız. Yine de Türk İnşaat Sektörünün gelişme potansiyeli konusunda sizi düşünmeye sevk ettiğini umuyorum.

2016 Aralık’ta Elon Mask twitter’da inşaat sektörüne gireceğini duyurdu ve 1 ay geçmeden “The Boring Company”i kurarak Los Angles’ın altını harıl harıl kazmaya başladı. Şimdi de “The Boring Company” için “çağdaşlık indeksi”ni hesaplayalım. Sizce Türk İnşaat Firmaları ile “The Boring Company” arasındaki çağdaşlık indeksi farkı ne kadardır ve ne kadar zamanda kapanır? Ya da kapanabilir mi? Bundan sonraki süreçte başka öncülerde olacaktır, peki bu tip girişimlerin artması ve sektör ortalamasını yukarı çekmesi karşısında, Türk İnşaat Sektörünün konumu ne olur sizce?

Değişen dünya, inşaat sektörünü hiç alışık olmadığı bir rekabete götürüyor. Şimdiye kadar büyük ölçekli, “kurumsal” inşaat firmaları, kurumsal olmayan, genel giderleri düşük ve dolayısı ile yetkinlik ve kaliteleri de düşük olan inşaat firmaları ile rekabet etmek durumunda kalmayacakları bir segment yaratmışlardı.  Hatta globalde ancak kendi gibilerin yeterlilik alma şansı olan, bir “global müteahhitler kulübü” geliştirmişlerdi. Bu kulübün üyeleri birbirlerini çok iyi tanıyorlar, hatta farklı projelerde kulübün farklı üyeleri ile iş birlikleri yaparak pazarı paylaşıyorlardı. İçine girilmesi zor “global kurumsal firmalar kulübü” bu şekilde kendine bir konfor alanı yaratmışlardı. Dünyanın altyapı ve kentleşme ihtiyacı ile bu pazar sonu gelmeyecek bir büyüklükte idi ve pazara giriş bariyeri çok yüksek olduğu için işler gayet güzel paylaşılıyordu. Şimdi hiç tahmin etmedikleri rakipler pazarın kapılarını zorlamak üzere. Elon Musk tünel kazma işini bu müteahhitlere ihale etmedi, o kadar sabrı yoktu. Eskiden  taşradan gelen firmaların hedefinde olan inşaat sektörü teknoloji firmalarının hedefine giriyor. Unutmayın Turizm sektörünün alt üst eden AirBNB veya ulaşım sektörünü tehdit eden Über, ihtiyaca göre kiralanan araç ve scooter’lar özünde teknolojik firmalar. Teknolojik ve inovatif çevik firmaların inşaat sektörüne girmesi ile bu “konfor alanı” çok büyük bir sarsıntıya girmek üzere. “The Boring Company” global ihaleleri takip etmek için kurulmadığından belki kısa vadede kimseye rakip olmaz. Öte yandan daha iyi, daha çevik bir yol olduğunu gören ve bu dönüşümü içselleştiren firmalar sektörde sıkı bir rekabeti ve dönüşümü başlatmak üzereler. Sadece operasyon tarafında değil iş modeli tarafında da farklı uygulamalarla sektör dönüşüm yolunda. ABD’de ve Avrupa’da bu tehlikeyi fark eden inşaat firmaları teknoloji firmaları ile iş birliği içine girdiler.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) da durumun öneminin farkında olarak 2016’da Bostan Consultants’a birkaç yıl süren derin araştırmalara dayanan “Shaping the Future of Construction- İnşaat Sektörünün Geleceğini Şekillendirme” raporu hazırlattı.

Gelecek senaryoları

  1. Yetenek kıtlığı
  2. Erişilebilir konut kıtlığı
  3. Enerji ve iklim krizi
  4. Altyapı ihtiyacı
  5. İnşaat sektörünün dünyanın kaynaklarını tüketmesi
  6. Gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan alt yapı ihtiyacı

Başlıkları altında toplanıyor.

Belirlenen  bu konu başlıklarında geleceğe hazırlanmak için geliştirilen öneri raporlarının hepsi de 6 temel noktada buluşuyor. Bunlardan üçü:

  1. Yeni yeteneklerin sektöre çekilmesi ve yetkinliklerin geliştirilmesi
  2. Çok bölünmüşlük içeren değer zincirini bütünleştirilmesi ve iş birliğinin sağlanması
  3. Kapsamlı bir şekilde yeni teknolojilerin kullanılması

Diğer 3 madde iş modelleri ile ilgili. “Yap kaç” iş modelinin dünyaya verdiği zarar ortada, bu bölüm başka bir yazı konusu.

“Buluttan Bile Nem Kapan İnşaat Sektöründe Çevik Yönetim” yazı dizisinin bundan önceki 8 makalesinde çevik yönetim yaklaşımının ve yine dergimizin bu sayısında dördüncüsü yayınlanmakta olan “İnşaat Sektörünün Radikal İnovasyon Merkezi CONSEI.TECH’i Tanıyoruz” başlıklı röportaj dizisinde ülkemizdeki contech (inşaat teknolojisi) girişimlerin ürünlerinin bu 3 maddeyi nasıl geliştirdiğinden bahsettik.

Yine bu rapor kapsamında 2018’de yayınlanmış olan “An Action Plan to Solve the Industry’s Talent Gap- Sektördeki Yetenek Açığını Çözmek için Aksiyon Planı” ise sektördeki yetenek kıtlığına daha önce yayınlamış olduğumuz yazılardakine benzer, çevik zihin yapısı ile özdeş öneriler sunuyor.

Rapora göre hızlı gelişmeler işsizlik kadar yetenek kıtlığını da birlikte getirdi. İşsizliğe rağmen yetenek kıtlığı  bütün sektörlerin ortak sorunu olmakla beraber tüm dünyada nitelikli iş gücü inşaat sektöründen kaçıyor. Sektörde kalanlar da giderek yaşlanıyor ve yetkinlikleri çağın ihtiyaçlarının gerisinde kalıyor. Firmalar koskoca işler alsalar da bunları gerçekleştirecek yetkinlikte iş gücünü bulmakta güçlük çekiyorlar. Bu durum her geçen gün hem beyaz yaka da hem de mavi yakada büyüyen bir problem haline geliyor. Raporda inşaat sektöründe durumun çok daha kötü olduğu gerekçeleri ile açıklanıyor ve bir öneri seti sunuluyor.

Ülkemizde de ekonomik krizin önünde giden inşaat sektörü krizleri ile giderek değersizleşen ve mutsuzlaşan sektör çalışanları artan bir şekilde sektör ya da ülke değiştirme çabası içinde. Gençler inşaat sektörünü tercih etmiyorlar. Kadınlar sektörde etkin görevler üstlenemiyor ve potansiyellerini ortaya koyabilecek bir ortam bulamıyorlar.

Öncelikle inşaat sektörünün “geleceğini” düşünecek kadar vaktimizin olmadığını, sektörde geleceği görebilmek için acilen bugünü şekillendirecek önlemleri, çevik bir şekilde, almaya başlamak gerektiğini not düşerek devam edelim. Raporda her maddeyi yüzde yüz desteklemeyebilirsiniz ancak dünya inşaat sektöründeki konumumuzu anlamak ve dünyada sektörün dönüşümünü anlamak açısından okumakta fayda var.

Dünyadaki alt yapı ihtiyacı ve süregelen kentleşme inşaat sektörü için büyük gelişim potansiyeli oluşturuyor. Artık işi alma değil, yapabilecek kadrolara sahip olma firmaların zorlanacakları alan olarak ortaya çıkıyor. Yetenek kıtlığının giderek artmakta olduğu sektörde asıl rekabet nitelikli iş gücünün tercih edeceği firma olmak konusunda olacak. Bu kıtlıkta sizin şirketinizin kariyer olanakları sayfası, “The Boring Company” nin kariyer olanakları sayfası ile rekabet edebilir mi?

Rapor, iş gücünün geliştirilmesi ve açığın kapatılması konusunu firma ölçeği, sektör ölçeği ve kamu ölçeğin başlıklarında toparlıyor. Şahsen ben her şeyi devletten beklememekten yanayım. O nedenle dünya ile rekabet edecekseniz “kendi iş gücünüzü kendiniz yaratmanız gerektiği” düşüncesindeyim.

Sanayi devriminin silo zihniyeti ile kurulmuş olan üniversitelerimiz bizleri hiçbir zaman sektöre hazırlamadı. Bizler sektörün en önemli paydaşı kendimiz zannederek mezun olduk. Mezun olduktan sonra üniversite hayatımız boyunca hiç karşılaşmadığımız disiplinlerle bir araya gelerek bu karma karışık binaları tasarlayıp inşa etmeye çalıştık. Takım olmayı hata yapa yapa, egolarımız çatışa çatışa öğrendik veya hiç oralı olmadık.

Çalışanlarına en az eğitim aldıran inşaat sektörü üniversite eğitiminin yeterli olduğunu düşünecek kadar iyimser, personeli işten çıkarınca yerine daha iyisini bulacağını sanacak kadar iyimser, çalışanların kendi kendini geliştirecek vakti ve bütçesi olduğunu düşünecek kadar iyimser. Hatta proje bazlı kurulan organizasyonlarda yedi benzemezin bir araya gelip bir andan süper performans göstereceğini düşünecek kadar iyimser.

WEF’in raporunda yetenek açığını kapatmak için firma düzeyinde alınması gereken önlemler:

  1. Stratejik olarak tedarik ve ihtiyacın planlanması
  2. Çalışanların geliştirilmesi ve sürekli öğrenme ortamının yaratılması
  3. Üretkenliği ve iş tatminini artırmak için yeni teknolojilerin kullanılması
  4. İş yeri kültürünün modernleştirilmesi ve çeşitliliğin artırılması

olarak sıralanıyor. Umuyorum firmalar değişimin bu kadar sert olduğu sektörde stratejik planlamayı yapabilirler, açıkçası değişimi izleyen biri olarak ben bu konudan o kadar emin olamıyorum. Ben onun yerine çevik bakış açısı ile “çalışanlarda bireysel esnekliği geliştirmeyi” koyardım. “Bu benim işim değil” dediğimiz işlerin birçoğunu aslında yapabiliriz. Startup’ların dünyayı sarsmasının arkasındaki sır, “bu benim işim değil” sözü yerine “bu bizim işimiz” sözünün yaygın olmasında yatıyor.

Diğer 3 madde ise çevikleşmenin önerileri ile birebir uyumlu. Eğer tamam raporu anladım ama peki ama nasıl? Derseniz çevik yönetim yaklaşımları size bu sonuçlara nasıl ulaşacağınız konusunda yol gösterecektir.

Total Page Visits: 239 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir