01 Haz 2022

Değişim Mekanik Tesisatçıların Gündeminde

Etkinliklerle bir araya gelmeyi özlemişiz… Açılışı, Four Essentials Mühendisler Toplantısı (www.fouressen.com) ile Çırağan Sarayı’nda yaptık. Mekanik tesisatın 4 bileşeni; yatırımcı, tasarımcı, tedarikçi ve yüklenici temsilcilerinin bir araya geldiği toplantının gündeminde “Değişime Uyum Sağlamak” vardı.

Mekanikçilerin Toplantısında Ne İşim Vardı?

Muhtemelen, “Bir mimar olarak senin mekanikçilerin toplantısında ne işin vardı?” diyeceksiniz… Ancak eğer binayı bedenimize benzetirsek; görünüş-yerleşim ve kaplamayı mimari işler, iskelet ve kas sistemini taşıyıcı sistem, sinir sistemini elektrik tesisatı, solunum, sindirim ve bütün endokrin sistemleri de mekanik tesisat olarak değerlendirebiliriz diye düşünüyorum.

Bu durumda benim bulunduğum noktada “Four Essentials”; mimari, statik, elektrik ve mekanik sistemler dörtlüsünden oluşuyor. Nasıl ki tansiyonunuz çıktığında veya düştüğünde iskelet sisteminiz ne kadar sağlam olursa olsun yere yıkılıyorsunuz, bu bileşenlerin de hepsi birlikte uyum içinde çalıştığında binamız sağlıklı bir şekilde ayakta durabiliyor.

Her gün uyum içinde çalışan bedenimize uyanırken, ofise veya şantiyeye gittiğimizde inşaat sektörünün diğer organları ile çatışmaya başlıyoruz. İnovasyon ve gelişim için farklı disiplinlerin birbiri ile etkileşimini anlamaktan daha önemli bir konu olamaz. Üniversite eğitim sistemi zaten dördümüzü dört bir yana savuruyor, bu nedenle mesleğe atıldığımızda bir araya gelmenin ve birlikte düşünmenin yolunu bulmalıyız…

Derin Deneyimler ve Öngörüler Paylaşıldı

Etkinliğe geri dönersek şöyle devam etmek isterim: Bahsi geçen toplantıda son derece değerli; üretici, uygulayıcı, yüklenici, tasarımcı ve hatta tesis yöneticisi firmaların temsilcileri tarafından derin deneyimler ve öngörüler paylaşıldı. Alanın bütün bileşenlerini bir araya getirmeyi hedefleyen “sektörün en büyük mühendislik etkinliği”nde; T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını da Paris Anlaşması’nın imzalanması ile değişen kamusal düzenlemeler konusunda bilgi verme amacıyla son derece yetkin bir mühendis yönetici temsil ediyordu.

Tabii değişimin ana konusu, önce çevresel sonra da ticari ve sosyal açıdan sürdürülebilirlikti. Zaten bu üç bileşeni dengede tutamazsak, maalesef sürdürülebilirlik de sürdürülebilir olmuyordu…

Öte yandan etkinlikte “çeviklik”, terim olarak pek geçmese de ana konu “Değişime Uyum Sağlamak” yani zaten çeviklikti. Mekanik tesisat sektörünün bütün bileşenleri bir araya gelmiş ve adını anmadan, “Nasıl çevik oluruz?” sorusuna cevap arıyordu.

Birbirinden değerli konuşmacılar, yapılı ve yapılı olmayan çevrenin sağlığı için çok önemli bilgiler paylaştılar. Çevik demediler ama çevik olmalarını sağlayan sırları ortaya koydular. Burada kulağımda kalan birkaç konuyu, çeviklik bakış açısı ile değerlendirerek sizlerle paylaşmak istiyorum…

Tüm Toplantıyı Saran 2 Temel Konu

Konuşmacılardan alıntılara geçmeden önce, çevikliğin altında yatan ve tüm toplantıyı saran 2 temel konuyu vurgulamam gerekiyor:

1) Tutku ve Anlam: Sanayi Devrimi’nin kapitalist düzeni, insanı ruhsuz makine parçaları olarak görme eğilimi içindeydi. Oysa bugün makine mühendisleri, “Dünyayı daha iyi bir yer yapma” tutkularının peşindeydiler.

2) İyimserlik ve Çözüm Odaklılık: Bugünlerde herkes her şeyden şikâyet ediyor. Ancak burada mühendisler, “Sorun varsa çözmek bizim işimiz” bakış açısı ile mühendisçe bir yaklaşım sergiliyorlardı. Bu bakış açısı hepimizin, bin yıllardır neslimizi sürdürmemizi sağlayan, evrimsel fabrika ayarlarımıza dönmemiz ve şikâyet yerine çözüme odaklanmamız açısından bence çok değerliydi.

Bu altyapıyı vurguladıktan sonra, çevikliğin özel sırlarına geçelim…

Çevikliğin Birinci Şartı, Çalışanların İşi Sahiplenmeleri

Sektörün duayen tasarımcısı Sayın Zühtü Ferah’ın sahneyi ve şirketini genç çalışma arkadaşlarıyla paylaşması ve böylelikle teknoloji ile bilgeliği buluşturması, firmasının çevikliğini nereden kazandığını gösteriyordu.

Firmadaki çevikliğin birinci şartı, çalışanların işi sahiplenmelerini ve potansiyellerini ortaya çıkarmalarını sağlamak… Zühtü Bey takımın işini kolaylaştıran hizmetkâr lider olarak, çalışan ortaklığı sistemi ile de çalışanları girişimci hâline getirerek global örneklerdeki gibi “çevik liderlik” özelliği sergiliyordu. Firma içinde gençlere potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir ortam sağlayarak teknolojiyi yakından takip ediyor ve bu şekilde teknolojiden faydalanabiliyordu.

Yap-Kaç Zihniyeti Dünyamıza Zarar Veriyor

İnşaat sektörünün tüm dünyada gayrisafi yurt içi hasıladaki (GSYH) yeri %6’lar civarında. Ancak bu sektör, yapılı çevrede yaşamak zorunda olduğumuz için toplum refahı ile ekonomiyi %6’nın kat ve kat üstünde etkiliyor. Yap-kaç zihniyeti dünyamıza ve toplumlara zarar veriyor. Hâl böyle iken binaların yaşam döngüsü performansları ile ilgili sağlıklı bir takip sistemimiz ve bakım standartlarımız yok.

Bu noktada Tayfun Başaran da belli kabullere göre tasarladığımız binaların, inşa ve kullanım aşamasında beklentilerimizi karşılayıp karşılamadığını ölçmememize ve genellikle güvenli tarafta kalmak için yüksek kapasiteli tasarım yapılmasına dikkat çekti. Konuşmasında bütün bu güvenli tasarıma rağmen, tesisattaki bozulmaya dayalı performans kayıpları düzeltilmediği için işletme aşamasında memnuniyetsizlik ve büyük israf oluştuğunu vurguladı.

Projelerin devreye alınmasının ardından tesisatın yaşam döngüsü içindeki performansının ve kullanıcı deneyiminin takibi ve bir sonraki tasarımda kullanılması konusundaki vurgusu; kabullere dayalı değil, giderek veriye dayalı daha akıllıca tasarımlar yapılmasının yolunu gösteriyordu.

Teslimat sonrası performans takibi, sürekli iyileştirme ve müşteriden geri bildirim alarak değişen ihtiyaçlara uyumlu tasarım; çeviklik için temel koşullar arasında yer alıyor. Ayrıca tesisin kullanım ömrünü de uzatarak israfın önüne geçtiğinin de altını çizmekte fayda var.

Çevreye Duyarlılığa Dikkat Çekildi

Fatih Öner’in çevreye duyarlılığa dikkat çektiği sunumunda bahsettiği, “değer zinciri” yaklaşımı ile müşteri deneyimini de içine alan bütünsel bakış açısı; zincirin her parçası arasındaki sürtünmenin ve israfın önlenmesi, inovasyon ve ürün geliştirme fırsatlarına da ilham verilmesi açısından son derece kıymetliydi.

Yalın Yönetim Anlayışının Getirileri

Mehmet Çim ise yalın yönetim yaklaşımı sayesinde israfın ve gereksiz tüketimin önüne nasıl geçtiklerinden bahsetti. Ayrıca fabrikalarında Sanayi Devrimi’nden kalma bant üretiminden yalın yönetimle beraber hücre tipi üretime geçilmesi, çevikleşmelerini sağlayan ögeler arasında yer alıyordu. Birlikte düşünme ve kullanıcı deneyimini iyileştirmeye odaklanma, inovatif ürünler geliştirmelerini de sağlamış ve çevikliklerine, yani sürdürülebilir başarılarına dayanak olmuştu.

Çevikliğin Önemli Şartı: Çalışan Mutluluğu ve Yetenek Kıtlığı

Tesis yönetimi inşaat sektörünün pek dikkate almadığı bir konu. Oysa binaları kullanıcı ihtiyaçları ve konforu için yapıyorsak, bina yaşam döngüsü de inşaat sektörünün ayrılmaz bir parçası… Üstelik konu sürdürülebilirlik ise binanın çevreye etkisi, yaşam döngüsü performansı ile yakından ilgili. Tüm bunlara ek olarak Tesis Teknik Yöneticisi Hakan Besinli’nin çevikliğin en önemli şartına parmak basması çok değerliydi: “Çalışan mutluluğu ve yetenek kıtlığı”.

Maalesef inşaat sektörünün genel olarak çalışanın mutluluğuna ve gelişimine değer vermemesi, iş gücünün sektörden kaçmasına neden oluyor. Dünya Ekonomik Forum’u bile globalde bu konuya dikkat çekiyor. Buna ülkemizdeki sosyoekonomik koşullar eklenip birçok değerli iş gücünün yabancı firmalara veya başka sektörlere kayması da eklenince, durum Türk inşaat sektörü için daha vahim bir hâl alıyor. Bahse konu başlık uzun süredir kırmızı alarm veriyor ancak sektör, henüz bu konuyu çözecek refleksi gösterebilmiş değil.

Farklı Disiplinler, İnovatif Çözümler

Fatma Akım sahnedeki nadir kadın mühendislerdendi. Mahzen ve restorandan oluşan projede statik büro ile birlikte zeminin düşük sıcaklığından faydalanarak geliştirdikleri çözümü anlattı. Bu şekilde çevikliğin “multidisipliner takım” prensibine uygun olarak, farklı disiplinler bir araya gelince ne kadar inovatif çözümlerin gelişebileceği ile ilgili çok güzel bir örnek ortaya çıkmıştı. Ayrıca Fatma Hanım’ın çevik bir lider olarak takımları değişime liderlik etmeye teşvik etmesine örnek, Solar Decathlon Europe’ta yarışan takımları “Team Deeply High”ı sosyal medya hesaplarından takip edip destek olabilirsiniz.

Dünyanın Yapı İhtiyacı Artıyor

Semih Çalapkulu’nun da vurguladığı gibi; artan nüfus, hızlı kentleşme ve eskiyen yapı stoku dünyanın yapı ihtiyacını arttırıyor. Ancak yeni yapıları çevreye duyarlı şekilde inşa etmek de hayli önemli…

Dünya Ekonomik Forum’u; artan nüfus, kentleşme, eskiyen yapı stoku ve gelişmekte olan ülkelerin altyapı ihtiyacı ile inşaat sektörünün iş potansiyelinde bir risk görmüyor. Fakat tekrar altını çizmek gerekiyor ki yeni yapılar; erişilebilir maliyetlerde, çevreye duyarlı bir şekilde inşa edilmeli… Bunun için de genç nesil sektöre çekilerek yetenek kıtlığı aşılmalı, devamında ise paydaşlar arası iş birliğine ve teknoloji kullanımına ağırlık verilmeli. Özetle insana ve çevreye saygı ile bu sektörü iyileştirmek için hep birlikte kafa yormalıyız.

Deko Grup tarafından bu sene 3’üncüsü düzenlenen Four Essentials Mühendislik Toplantısı, kendi sürdürülebilirliğini kanıtlamış durumda. Başarılı organizasyon için Evren Demirci’yi tebrik ediyorum. Büyüyen hedefleri ve başarıları ile 2023’te görüşmek dileğiyle…

Bu yazı Emsal.com ‘da yayınlanmıştır.

Total Page Visits: 2262 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir