03 May 2021

Hediye Almayı Bilmiyorsanız Girişimci Olamazsınız!!!

Son dönemde bana verilen hediyeler, jest olsun diye yapılan davranışlar, üzerine de anneler günü için tüm medyadaki kampanya bombardımanlarına maruz kalınca bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.  Gerekli gereksiz hediyeler alıp vermeyi hep israf bulmuşumdur, atsan atılmaz, satsan satılmaz tıkış tıkış dolaplarda kalabalık.  Hediyeleşmek çok şık çok güzel bir şey, peki doğru hediyeyi seçebiliyor muyuz?

Bence hediye seçmekle girişimcilik çok özdeş nokta içeriyor, izin verirseniz girişimci gözü ile hediye sürecinin üzerinden geçeyim:

Soru 1. Hediyeyi kimin için alıyorsunuz?

Hediye alırken başlangıç odağımız hediyeyi alacağımız kişi olmalı, hediye alacağımız kişiyi ne kadar iyi tanıyor onun problemlerini, ihtiyaçlarını, onu neyin mutlu edeceğini ne kadar iyi biliyorsak o kadar doğru hediyeyi alabiliriz.  O nedenle zahmet olacak ama biraz onun ihtiyaçları, alışkanlıklar ve duyguları, bu aralar odaklandığı konulara dikkat etmenizi önereceğim.  Zaten biliyorum demeyin, atladığınız veya değişen bir şey olabilir, şu an öncelikleri değişmiş olabilir, alacağınız hediyenin yerine bir ikame almış olabilir ya da başkası halihazırda o hediyeyi alıp vermiş olabilir, o nedenle tekrar gözlem yapın.  Dikkat edin bütün bunları biliyorken gidip yanlış hediyeyi alırsanız direk kavga sebebi unutmayın.

İşte seçtiğiniz hediyeyi satın almadan önce size kısa bir sorgu listesi:

Buna ihtiyacı var mı? Önem verdiği bir konuda mı? Şimdi bu hediye için uygun zaman mı? Onun tarzı mı? Mutlu edecek mi? Sıradan bir ihtiyacını mı karşılıyor yoksa ona bir “waaw anı” yaşatabiliyor mu? Şu an bunsuz hayatını nasıl yürütüyor? Kendini özel hissettiriyor mu? “İhtiyacım vardı ama bu kadarını düşünemezdim” demesini sağlıyor mu? Süper.

Dünyanın en pahalı hediyesini de alsanız bu sorulara cevabınız hayırsa “düşüncesizce” aldığınız hediye ile karşınızdakine kendini değersiz hissettirebilirsiniz.

Bazen de hediyeyi aldıktan sonra karşınızdakini o hediyeyi kullanmaya alıştırmak, alışkanlıklarını değiştirmek için emek vermemiz gerekebilir.  Ben bir keresinde tost makinası eskidi diye babama yeni tost makinası almıştım, her gittiğimde o tekrar eskisini kullanmaya başlamış oluyordu.  Ona eşlik edip nerede takıldığını anlayıp açıklama yaptıktan ve ona eşlik ettikten sonra zamanla bu hediyeyi kullanmasını sağlamıştım.  Unutmayın alışkanlıkları değiştirmek zaman alır.

Soru 2. Hediyeyi kim alıyor?

Bazen de karşımızdakine o kadar odaklanırız, kendimizi unuturuz. Yakınlarına sorarız, kendisine sorarız, hatta kendi istediği bir şeyi alsın diye hediye çeki veririz.  Yani ona herkesin bilip alabileceği hediyeyi alırız.  Hediyenin içinde size ve sizin ilişkinize gözleminize, onun hayatında onun iyiliği için yapmak istediğiniz değişikliğe özel bir şey olmaz.  Herhangi bininin kolaylıkla bilip, bulup alabileceği hediye sizi özel yapmaz.   Sonra da hediyeyi kullanır ama sizi unutuverir.  Kimsenin bilip alamayacağı ya da alıp taklit edemeyeceği hediyeyi alabiliyorsanız yaşadınız.

Bu arada sizi yansıtacak diye bir hediye belirleyip herkese aynı hediyeyi almaya kalkmayın.  “Ben herkese bunu alırım.” Sen özel değilsin ben özelim mesajı verir unutmayın.

Soru 3. Hediyenin Mali Karşılığı Nedir?

Düğünlerde altın takarız, hediye çeki veririz sözüm bunlardan dışarı o farklı bir durum.  Orada bile günün sonunda da sadece en küçük ve en büyük altını takan hatırlanır.

Hediyenizin değeri eşit değildir hediyenin fiyatı, her zaman sizden daha pahalı bir hediye alacak biri çıkar.  Ekonomik kazançla beraber sağladığı değer önemlidir.

Burada bir nokta daha var: Karşınızdakini ne kadar seviyor olursanız olun bütün mali kaynaklarınızı bir hediyeye adayıp finansal borca girmeyin.  Unutmayın önünüzde doğum günü var, yılbaşı var ve daha bir sürü özel gün var.  Hediyenizi taksit taksit verin hem bu arada beğenip beğenmediğini görüp yol yakınken değişiklik yapma imkânınız da olur.  Tabi MVP ve MLP kavramlarını da unutmamak lazım, verdiğiniz ilk parça işe yarar ve sevilir olmalı.  Bu arada olayı da rutine bağlamayın, her sefer çıtayı yükselterek heyecan uyandırmaya bakın, bu sefer hangi parça gelecek diye merak uyandırın.

Soru 4. Hediyenin sunuşu nasıl?

Hediyeleşme heyecanı günler öncesinden başlar, bu süreçte merak ve beklentiyi iyi yönetmelisiniz ve hediyeyi alan kişi pakedi gördüğü anda içinde kendisi için iyi bir şeyler olduğunu anlamalı. Birçok hediye pakedinin olduğu bir organizasyonda ilk önce sizin hediyenizi bulup açmalı.  Rekabette ilk fark edilen olmalısınız unutmayın.  Hem konum açısından hem de görünüm açısından.  Yoksa sıranın size gelmesini beklerken bir ikamenin sizden önce açıldığını ve kullanılmaya başladığını görür ve hediyenizi arkanıza saklamak “almayı unuttum yarın getireceğim” demek zorunda kalabilirsiniz.

Size iki tüyo:

1-Herkese aynı özenle hediye alamazsınız, herkesi birden mutlu edemezsiniz, en sevdiklerinizi seçin gerisini idare edin ve

2-Bir insanın para verip almaya değer görmediği bir şeyi ona hediye almayın.

Basit bir hediyeleşmede bu kadar abartmaya gerek yok diye düşünebilirsiniz, zaten basite alıyorsanız bence de abartmaya gerek yok. Ben bu yazıyı fark yaratmak isteyen girişimciler için yazdım. Fark yaratmak isteyen girişimciler yukarıda yazdıklarımı hediye kelimesinin yerine ürün yazarak tekrar okuyabilirler.

Fark yaratmak istemeyenler annelerine bir borcam alıp verebilirler.

Bu ay bana bu yazıyı yazmam için ilham olan herkese teşekkür ederim, belki farkında değildiniz ama bana süper bir hediye verdiniz.

Bir anne için evladının kendisi zaten hediyedir, çiçek alsanız da yeter, bütün annelerin anneler gününü kutluyorum,

Total Page Visits: 281 - Today Page Visits: 4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir